Kullanıcı adı Şifre Üye ol
yem_mavi
 MODEL
 YEM AİLESİ
 DFA
 ÖDYA
 GDYA
 GEA
 ÇGU
 ÇÖÇYA
 ÖNEMLİ KONULAR
 WEB'DE YEM
 SSS

.:Yemnet Grup:.

Aracılık (Mediation)

Daha önce incelediğimiz modellere (Şekil I.4 ve I.6) baktığımızda, ister örtük değişkenlerle ister gözlenen değişkenlerle kurulmuş olsun, model tarafından tanımlanmış toplam altı tane ilişkinin söz konusu olduğunu görmekteyiz. Bu ilişkiler, söz konusu modeldeki değişkenler arasındaki ilişkilerin sırası düşünüldüğünde, doğrudan etkileri (direct effects) göstermektedirler. Bir başka deyişle, modelin genel akışı dikkate alındığında, her bir değişken kendisinden sonra gelen değişkenlerle doğrudan ilişkili olarak düşünülmüştür. Örneğin KAY ve DEP değişkenleri doğrudan BENS değişkenine bağlanmakta, bu değişken de doğrudan BAŞ ve İLE değişkenlerine bağlanmaktadır. Yapısal eşitlik çalışmalarında bu tür doğrudan etkilerin yanı sıra dolaylı etki (indirect effect) olarak adlandırılan ilişkiler de araştırılır. Örneğin bizim modelimizde, KAY değişkeninin BAŞ üzerindeki etkisinin dolaylı olduğu ve bu dolaylı etkinin BENS tarafından sağlandığı gözlenmektedir. Aynı durum, KAY değişkeninin İLE değişkeni üzerindeki dolaylı etkisi için de söz konusudur. İşte bu şekilde dolaylı etkilerin söz konusu olduğu durumlarda, değişkenler arasındaki ilişkiyi sağlayan değişkenlere aracı değişken (mediator) ismi verilir ve iki değişken arasında üçüncü bir değişken tarafından sağlanan bir aracılık (mediation) etkisinin olduğu ifade edilir.

YEM çalışmalarında bu iki kavramın yani "aracılık (mediation)" ve "dolaylı etki" kavramlarının yeri oldukça önemlidir ve bu konuda oldukça fazla tartışma bulunmaktadır. Her ne kadar bu kavramların temelde aynı şeye gönderme yaptığı kolaylıkla ifade edilebilse de, aracılık kavramı daha radikal ve katı bir istatistiksel kanıtlama sürecini ifade edecek şekilde kullanılmaktadır. Bu nedenle, öncelikle aracılık kavramının klasik regresyon analizi çalışmalarındaki yerinden bahsetmek uygun olacaktır.

Aslında regresyon analizlerinde iki değişken arasında üçüncü bir değişkenin aracılık ettiğini ya da dolaylı bir etkinin söz konusu olduğunu kanıtlamanın yolu oldukça basittir. Örneğin elimizde Y (yordayıcı), K (Kriter-Yordanan) ve A (Aracı) gibi üç değişken olsun ve araştırmanın temel hipotezinin, Y ile K arasındaki ilişkinin A tarafından aracılık edildiği şeklinde belirlendiğini varsayalım. Böylece, eğer elimizde üç değişken var ise ve temel kaygımız aracılık etkisiyse, bu değişkenler arasında doğrudan (3) ve dolaylı (1+2) olmak üzere olası üç ilişki gösterilebilir (Şekil I.7a).


Şekil I.7.Aracılık ilişkisi

Klasik regresyon analizinde, söz konusu aracılık ilişkisinin "katı anlamda" ispat edilmesi aşağıdaki koşulların hepsinin yerine getirilmesine bağlıdır (Baron & Kenny, 1986).

  1. Y K'yı anlamlı bir şekilde yordar. Bu koşul, Baron ve Kenny tarafından bir önkoşul olarak konmuştur. Buradaki temel mantık, "eğer Y ile K arasında bir ilişki yoksa, zaten aracılık edilecek bir ilişki de yoktur" şeklinde ifade edilebilir.
  2. Y A'yı anlamlı bir şekilde yordar. Bu aşama oldukça açıktır: A'nin aracı bir değişken olabilmesi için Y tarafından yordanabilmesi gerekir.
  3. A K'yı anlamlı bir şekilde yordar. Ancak bu regresyon eşitliğinin, Y'nin kontrol edilmesiyle belirlenmesi gerekmektedir.
  4. A'nın etkisi kontrol edildiğinde, Y ile K arasındaki ilişkinin miktarında anlamlı bir düşüş olur (ya da bu ilişki artık istatistiksel olarak anlamlı olmaz).

 

Bu koşulların sağlanması üç adet regresyon eşitliğinin test edilmesiyle mümkün olmaktadır:

  1. Birinci koşulun yerine getirilip getirilmediği, kolayca anlaşılacağı üzere, Y'in yordayıcı, K'nın yordanan değişken olduğu bir regresyon eşitliğiyle anlaşılır. Ancak bu eşitlik test edilirken, eğer söz konusu ilişkiyi karıştırdığı önceden bilinen ya da tahmin edilen bir değişken varsa, bu değişkenin etkisinin kontrol altına alınması gerekmektedir.
  2. İkinci koşul, Y'nin yine yordayıcı, bu kez A'nın yordanan değişken olduğu bir regresyon eşitliğiyle test edilir.
  3. Üçüncü ve dördüncü koşullar tek bir regresyon eşitliğinin test edilmesiyle sağlanabilmektedir. Bu eşitlikte hem Y hem de A'nın birer bağımsız değişken olarak K üzerindeki etkileri hesaplanır. 

 

Şimdi yukarıdaki soyut ifadelerle anlatılmaya çalışılan aracılığın ne anlama geldiğini ve önemini kısaca ifade etmeye çalışalım. Görünüşte çok basit bir ilişki örüntüsünü ifade etse de, aracılık konusu aslında yanlış anlaşılabilmektedir. Öncelikle iki değişken arasında üçüncü bir değişkenin aracılığının, genelde söz konusu iki değişken arasında ilişkinin olmaması durumunda anlamlı olduğu düşünülebilir. Bu durumda, örneğin birbiriyle ilişkili olmadığı bilinen iki değişkenin arasına ikisiyle de ilişkili olduğu düşünülen bir üçüncü değişken koymak, radikal anlamdaki aracılık testi için yeterli olmayacaktır. Aracılığın araştırıldığı durumlarda tam tersine bu iki değişken (yordayıcı ve yordanan / kriter değişken) arasındaki ilişkinin göreceli olarak yüksek olması istenir. Aracılık testleriyle araştırılmaya çalışılan temel sorun, iki değişken arasındaki ilişkinin, aslında bir başka değişkenin varlığını tamamen (ya da en azından bir dereceye kadar) şart koşmasıdır. Bir başka deyişle, doğada zaten aşikar olduğunu gördüğümüz bir değişkenin diğer değişken üzerindeki etkisinin bir başka aracı değişken tarafından sağlandığını keşfetmek, görünürdeki ilişki dinamiklerinin ötesinde bir durumun keşfedilmesi anlamına gelmektedir. Örneğin psikolojide en çok araştırılmak istenen konulardan birisi, çevrenin insanın davranışları üzerindeki etkisine iç dinamiklerimizin nasıl aracılık ettiğidir. Artık psikoloji literatüründe neredeyse slogan haline gelen bir ifadeyle, söz konusu aracılığın bizim düşüncelerimiz ya da kişilik özelliklerimiz tarafından sağlandığı iddia edilmektedir. Şu an bizim için çok aşikar olsa da, böyle bir etkinin ortaya çıkarılması ve "kanıtlanması" ruh sağlığı çalışmalarında son derece önemli ilerlemelere yol açmıştır. Çevrenin davranışlar üzerindeki etkisinin bizim sahip olduğumuz bilişler veya düşünce sistemimiz tarafından belirlendiğine ilişkin kanıtların artmasıyla birlikte, kişilerin davranış örüntülerinin değiştirilmesinde ne şekilde bir yol izleneceğine ilişkin araştırmaların ve görüşlerin de farklılaşmasına ve bu şekilde psikoterapi ya da psikolojik danışmanlık alanlarında farklı yaklaşımların çıkmasına yol açmıştır diyebiliriz. Eğer böyle bir varsayım/açıklama söz konusu olmasaydı, psikoloji biliminin tamamen çevresel koşulların değiştirilmesiyle sınırlı kalacağını söylemek sanırım abartı olmaz. Dolayısıyla, görünürde bize çok net gibi görünen bir takım ilişki örüntülerinin gerisinde başka değişkenlerin etkisinin araştırılması, genel olarak bilimsel ilerlemenin en önemli koşullarından birisidir.  Bu nedenle, yordayıcı değişken ile yordanan değişken arasındaki ilişkinin miktarı yükseldikçe (bu değişkenlerin farklı olduklarına ilişkin varsayımımızın yok olmamasına yetecek düzeyde!) o kadar güçlü bir aracılık etkisi test edilecek demektir. Sonuç olarak aracılık testi, değişkenler arasındaki ilişkilerin "nasıl" ortaya çıktığını kanıtlamada son derece etkili bir yöntemdir.


İlişki miktarında düşüş olması "kısmen aracılığın", ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı çıkmaması ise "tümüyle aracılığın" bir göstergesi olarak kabul edilir.

                                                                                                            Her Hakkı Saklıdır YEMNET © 2008 Tasarım canefe